Verilen karar, iktidarın baskıcı siyaset anlayışının bir sonucu olduğu kadar, CHP içindeki siyasal savrulmanın da acı bir göstergesi oldu.
CHP Esenler İlçe Örgütü'nde yönetici konumunda bulunan iki ismin, siyaset üretmek yerine hakaret diline sığınması, sadece kendilerine değil partinin kurumsal kimliğine de zarar verdi. Düşünceyle, bilgiyle ve halkçı politikalarla mücadele etmesi gereken sosyal demokrat bir partinin yöneticilerinin, AKP'nin yıllardır siyaseti çürüttüğü dili taklit etmesi ibretlik bir tablo yarattı.
AKP iktidarı döneminde siyaset nasıl kirletildiyse, siyasal dil de aynı ölçüde yozlaştırıldı. Hakaret, yalan ve iftira siyasetin merkezine yerleştirildi. Ancak bu çürümenin panzehiri olması gereken sol ve sosyal demokrat siyasetin, AKP'nin diline öykünmesi kabul edilebilir değildir. Freni patlamış bir kamyon gibi etrafa saldıran bu anlayış, ne muhalefete ne de topluma bir fayda sağlar.
İlyas Çirci ve Engin Çınar'ın, neyi nerede ve nasıl konuşacağını bilmeyen bir siyasal acemilik sergilemesi, CHP adına düşündürücüdür. Fikir üretmekten uzak, refleksle konuşan ve dili silah gibi kullanan bu yaklaşım, AKP'den farklı bir siyaset iddiasını da boşa düşürmüştür.
Verilen siyasi yasak kararı, baskıcı iktidar pratiğinin bir uzantısı olsa da, aynı zamanda CHP açısından bir uyarı niteliği taşımaktadır. Çünkü sosyal demokraside, sol siyasette kirli dile, seviyesizliğe ve sorumsuzluğa yer yoktur. Mücadele; hakaretle değil, bilgiyle, belgeyle ve halkın çıkarlarını savunan tutarlı bir üslupla yürütülür.
Ne yazık ki son dönemde CHP'de bu temel ilkelerden uzak, siyaseti AKP'ye benzeterek yapan isimlerin yönetici koltuklarına oturtulması adeta "yeni bir moda" haline gelmiştir. Oysa CHP'yi büyütecek olan, iktidarın diliyle konuşmak değil; iktidarın karşısına halkçı, kamucu ve onurlu bir siyasetle çıkmaktır.