Bugün, Belediye Toplantı Salonu’nda Kent Konseyi toplantısı yapıldı. Ben de gazeteci kimliğimle oradaydım. Elimden geldiğince haberler yapmaya çalışıyorum. Konuşmaları olanca dikkatimle dinledim. Siyasi kimliğim önceliğimdir. Bu öncelikdir ki, adrenalimi yükseltti ve kanın beynime sıçramasına neden oldu. Tırnaklarım yok ki, tırnaklarımı yiyeyim.
Toplantıda yapılan konuşmaları hayretle izledim. Umutsuz gözlerle etrafımı süzdüm; üzüntümü de içime gömdüm. Yürek acımı kimse hissetmesin diye en arka köşedeki boş sandalyeye oturmayı tercih ettim. Başlangıçda eften-püften şeyler konuşuldu. Kimi yağladı, kimi selamladı hürmetle siyaset yapanlar da oldu; akıl salonun dışına çıkarıldı.
Ama birisi kürsüye çıktı; içimizi biraz rahatlattı. Haksızlıkların bam teline bastı. Bizi temsil ettiğini sananlar tökezledi, yarı yolda kalarak hayal kırıklığı yarattı. Zaten yaşlarının ilerlediğinden ne yapacaklarını bilemez durumda oldukları her hallerinden belliydi.
Ana muhalefet hevesindendir ki, bir anlık iktidarlaştı, yandaşlaştı. Yavru mualefet ise aslanlar gibi dik duruşunu gösterdi. Bazen sol bazen de milliyetçi vurgular yaparak a’dan z’ye her konuya değindi. Muhalif olmanın gereklerini ise yerine getirdi. Haklıya hakkını verirken haksızlıkların üstüne fırtına gibi gitti.
Salonda tahammülsüzlük hat safaya çıktı. Demokrasinin gelişmesi için, yeşermesi için yapılan toplantıda demokrasi katledildi. İktidarın gizlemeye çalıştığı Gümüş, Us Medya’nın hesabı soruldu; hem de yavru mualefet tarafından. Cevabı ise alınamadı.
Bunlar salonda yaşanırken ana mualefet temsilcileri sus pus olmuş Belediye Başkanı’nın methiyelerinden umut bekler duruma düşmüşlerdi.
Belediye Başkanı alınganlık gösterdi ,küçük hesaplar peşine düştü. Yerel bir gazetecinin yaptığı haberi hakareti marifetmiş kabul ederek yargıya taşıdığını söyledi . Geçmişte ise, bu Belediye Başkanı’nın bulunduğu bir ortamda (referandumda) “hayır oyu verecek olanların zekasından şüphe ederim” diyen Bakanı nasıl övdüğünü, yanında yer aldığını çok iyi bilenlerdeniz. Belediye Başkanı’nın ise, genel seçimlerde Kılıçdaroğlu’na, Yalandaroğlu söyleyerek talihsiz bir ifadede bulunmuştu. Kendine yapılan hakaret eyvallah, peki bu yaptığınız hakaretler kitabın neresine konulmalı? Bizim de gönlümüzün kırıldığı nasıl hesap yapılmalı.
CHP’li yöneticiler bunun hesabını sorması gerekirken herhalde beklediler ki, MHP İlçe Başkanı bunun da hesabını sorsun. Yürekli davranamadınız. Bütün bu hakaretleri yapan Belediye Başkanı’na Fidan veryansın etsin, hesap sorsun diye beklediniz. Siz kimin adamısınız kimi temsil ediyorsunuz ? Yaptığınız her olumsuz harekette yüreğimize hançer saplıyorsunuz.
Belediye Başkanı’nın sizi her işaret ettiğinde, her abi dediğinde gururlanarak eğildiginizi gördükçe utanıyorum. Görevinizi yaptığınızı zannederek örgütümüze ihanet ettiginizi göremeyecek kadar zavallılaşıyorsunuz. Bir araya gelerek sloganınızı da belirlemişsiniz: “Bu Üçlü, Çok Güçlü”.
Sizi anlamakta zorluk çekiyorum. Bakınız, Belediye Başkanı yapılan hakaretlerin hesabını bir bir soruyor, yargıya taşıyor. Siz bırakın CHP’ye yapılan hakaretleri yargıya taşımayı, bir kelime söyleme cesaretini bile gösteremiyorsunuz. Yazık çok yazık.