Önce umut verdiler, sonra hayalleri yıktılar. Bu, ne ilk skandal ne de ilk fiyasko. İş bilmez, liyakatsiz kadroların, masa başı şehircilik anlayışının, planlamayı bilimle değil keyfiyetle yapanların ürettiği bir başka imar faciası bu. Daha önce imar affı ile binlerce insanı mezara gönderen anlayışın devamıdır bu zihniyet. Aynı akıl, aynı kibir, aynı “ben bilirim, ben ne dersem o olur” hastalığı…
İBB Meclisi’nde oy birliğiyle geçen bir kararın mahkeme tarafından durdurulması, basit bir hukuki detay değil; bu, doğrudan yönetim zafiyetinin, plansızlığın ve kurumsal aklın çöküşünün belgesidir.
Eğer bu düzenleme hukuka aykırıysa, neden oy birliğiyle geçirildi?
Eğer bu düzenleme doğruysa, neden bugün geri çekildi?
BU ÇELİŞKİNİN TEK BİR ADI VAR: CİDDİYETSİZLİK.
Vatandaşa umut satan, müteahhidi beklentiye sokan, belediyeleri uygulamaya yönlendiren bir karar alıyorsun; sonra mahkeme durdurunca “yapacak bir şey yok” diyorsun. Bu şehir deneme tahtası mı? İstanbul imar laboratuvarı mı? İnsanların hayatı, yatırımı, geleceği sizin masa başı denemelerinizin konusu mu?
Dün “kentsel dönüşüm hızlanacak” dediler.
Dün “konut ihtiyacı çözülecek” dediler.
Dün “kaçak yapılaşma bitecek” dediler.
Dün “şehir silueti korunacak” dediler.
Bugün ne oldu?
Hepsi buhar oldu.
Sözler çöktü, sistem çöktü, güven çöktü.
Bu ülkede imar politikası artık bilimle değil, popülizmle,
şehircilikle değil, algı yönetimiyle,
planlamayla değil, siyasi reflekslerle yapılıyor.
Ve sonuç hep aynı:
➡️ Hukuki kaos
➡️ Şehircilik krizi
➡️ Vatandaş mağduriyeti
➡️ Güven kaybı
➡️ Plansız büyüme
➡️ Beton üzerinden siyaset
İmar affıyla “barış” dediler, ölüm çıktı.
Kentsel dönüşüm dediler, rant çıktı.
Plan notu dediler, yargı duvarına çarptılar.
Çünkü bu ülkede imar hâlâ akıl işi değil, güç işi olarak görülüyor.
Hâlâ “kurum aklı” değil, “kişisel ego” yönetiyor sistemi.
Hâlâ bilim insanları değil, siyasi kadrolar şehir planlıyor.
Bugün çatı katı düzenlemesi çöktü.
Yarın başka bir plan notu çökecek.
Ertesi gün başka bir “vizyon proje” çökecek.
Ama bedeli hep aynı ödeyecek:
➡️ Vatandaş
➡️ Şehir
➡️ Gelecek nesiller
Bu yüzden mesele çatı katı değil.
Mesele zihniyet.
Mesele liyakatsizlik.
Mesele kurumsal çöküş.
Mesele bilimsiz şehircilik.
Mesele “ben bilirim” kibri.
Bu anlayış değişmeden;
Ne İstanbul kurtulur,
Ne şehircilik düzelir,
Ne de bu ülkede imar güvenilir bir alan olur.
Ve müjdemi desek, hayal kırıklığımı desek olan bu… İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nin, çatı katlarının ayrı ve bağımsız bölüm olarak kullanılmasına imkân tanıyan plan notu düzenlemesi, İstanbul 14. İdare Mahkemesi tarafından yürütmesi durdurularak askıya alındı.
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
