Türkiye siyasetinde gelmiş geçmiş tüm siyasi partilerin liderleri ve kadrolarının dillinde saygıdan geçilmez.İstedikleri saygı sadece kendilerine duyulmasını istedikleri saygı kırıntısıdır.
Seninde saygılı ve saygı duyman gerekir denildiğinde ise birden irkilerek modern,medeni,çağdaş ölçülerden kaçınırlar siyasetçilermiz diyelim.Gelişmiş bir ülkede bakkla dükkanı işletemeyecek kişiler bakan,burokrat arkasında siyasette tevecüh edilerek taltif edilirler.Fakat bunu yaparlarken,de sanki tüm toplumu birbirlerine saygıya davet ederler.
Oysaki siyaset kulvarında liderlerin ağız dalaşına baktığımızda saygıdan eseme okunmaz?Günümüz modası bir saygı velvelesi almış başını gidiyor ülkede...Sayın başbakan milli iradeye saygı mitingleri düzenleyerek yüzdelik%50,narasıyla meydan okuyor.Bir kesimde ulusal saygıyı diline pelesenk ederek saygıyı dillerinden düşürmüyorlar.
Bir kesim beyaz Türkler dediğimiz oligarşinin artıkları,da haksızlıktan,ülkedeki adaletsizlikten yakınıp duruyorlar.Siyasetçi zevatı yukarılarda halkların tepesinde saygı yağmurunu yağdırırken tamamda?Ülkede var olan parçalanmışlık siyasetin üretiği bir sorundan daha fazlasıdır sanırım.İçte partiler tarafından insanları rakam düzeyine indirgemek Türk siyasetinin iyi olmayan zekasının tezahürüdür.Sayın başbakan Recep Tayip Erdoğan bu parçalanmışlığı her geçen gün artırarak insanları kutuplara ayırmaktadır...Mitinglerde yüzde ellilik kitlesi "ez de ezelim" sloganını atıklarında Başbakanın yüzünde müstehzi bir gülümseme ile ilkel feodal bir haz aldığını düşünüyorum.
Oysa ileri demokrasi diyerek otokritik,teolojik düşüncesi su yüzüne vuruyor Başbakanın.İleri demokrasilerde muhalefete bunlar yapılıyorsa vay halimize. Demek-ki normal demokrasi olsa ülkemizde kim bilir daha neler olurdu!..Ana muhalefetin,yavru muhalefetlerin ise halleri perişan.Bin dokuz yüz ellilerin Anadolu arabalar vardı.Bir yerlerde durduklarında hayvanlar kapı ve kaportasını yerdi?Çünkü bu arabaların kaporta ve kapıları sıkıştırılmış saman ve karton karışımı bir şey idi galiba.Yada ben öyle biliyorum.Ana muhalefet ülkedeki sorunlara çözüm üretmek yerine Başbakanın ağzının içinde çıkacak sinir bozucu kelimelere nara atarak cevap vermeye kodlanmış sanki.
Başbakan Kürt sorununu çözecekmiş?Kürtler,de gezi parkı direnişinde pasif kalarak adalet ve kalkınma partisinin yedek lastiğini oynamışlardır.Şayet arabanın bir lastiği patlarsa Kürt sorunu tökezler diye kaygıya düştüler. Kürt sorunu hızlı ve seri bir şekilde çözüm yolunda ilerleme kaydediyor-muşta bizlerin haberi yokmuş galiba. meclis tatile girmemiş harıl harıl sorun ve sorunlara kafa yoran kıymetli vekiller kavurucu yaz sıcağında ülkenin selameti yolunda mesaimi yapıyorlar Allah aşkına!...Ülkede devasa sorunların varlığını bilmeyen hangi parti ve partiler var.Ana muhalefet ülkede sorun çözmek istiyorsa Başbakanın minnet duyacağı bir muhalefetle bir varlık gösteremeyeceğini zaman gösterme-dimi acaba.
Başbakan Cumhuriyet halk partisinden ve Başkanından söz ederken alaycı,buyurgan tavrından rahatsızlık duymuyorlar galiba.CHP,yönetimi bu durumu mutlaka gözden geçirmelidir.Böylesi kısır ve sadece başbakanın tahriklerine koşturan bir partinin ülkenin temel sorunlarına çözüm üretmesini beklemek saflık olur.Tam tersi ülkede emeklilerin durumu bile siyaset kulvarında büyük değişikliğe yol açabilecek büyüklüktedir.
Tüm emeklilerin banka faizleri, altında olduklarını tüm partiler biliyor.Asgari ücret rezaletti,taşeron belası,işçi,öğrenci,köylü,esnaf işsizlik,kahredici boyutlarda insanların intihar ettiği bir zeminde iktidar çok rahat ülkeyi yönetmeye çalışıyor...Ana muhalefet alevi sorunu,Kürt sorunu,Kıbrıs sorunu,Ülkenin dış ve iç siyasetindeki çöküşünü ya görmüyor,yada görüyor oda kriz ve krizlerden nemalanıyor?Tüm bunların olduğu bir ülkede ana muhalefet ve diğer partiler nal topluyorlar olacak şey,mi bu...Tüm bu sorunlara ÇÖZÜM PROJELERİNİ halkların önüne getiren bir parti ve ya partilerin yüzde%10,luk baraj garabetinin kaygısını taşımalarına gerek kalmaz.Ak parti sorunları gündeme getirme ustalığını gösteriyor ama sürüncemede bırakarak adeta bıktırıyor sorunun muhataplarını. Turnusol kağıdı deyimi iyi cevap olur yapılanlara...
Bu durumda ana muhalefet ve diğer muhataplar jilet gibi Başbakanın boğazına girmeliler.Yukarı,da aşağı,da yutkunsa sorunun çözümü noktasında sonuç alıcı siyasetle insanlara güven vermeleri gerekmez,mi?O zaman kitleler nehir yatağı gibi akmaz,mı bu partilere.Kitlelere güven vermeyen bu partiler Ankara mezbahasında ömür tüketerek emekliliğin tadını çıkartarak iş ve ihale takipçiliği rotasına kıvırırlar.Olan mazlum ve mağdur kesime oluyor her zaman olduğu gibi yahu...Bu ülke sıfır sorun politikasından dev sorun bataklığına batmışken CHP,NİN KURMAYLARI kelime aramaktan yorulmuyorlar.
Salı günleri horoz dövüşlerini tüm halka seyrettiren bu liderlere elbet bir gün cevap verecekler.Ama köprülerin altında çok sular akacak ona yazık.Halk öyle bir kutuplaşmaya varmış,ki bu siyasetçilerin yüzünden maazallah...Yer yer etnik sorunların çıkması sonucu ölümlere varan tehlikeler ülkede mevcut.Bu hal ile nereye kadar gidecek bu ülke.Başbakanın tek kişilik korosu en ufak bir sese tahammül etmediğini herkes biliyor.
Sayın Cumhurbaşkanı bu konularda oldukça rahatsız olduğu kamuoyunu malumudur.Başlığın ifadesine geliyorum.Milli iradeye saygıyı dillinden düşürmeyen bir Başbakanın,da saygılı olması gerekmez,mi...Başta iktidar bu sert ve kırıcı,incitici üsluptan uzaklaşmalıdır.Başbakanın kabinesi,de aynı üslubun hastalığına tutuldukları malum.Racon kesen,esen,kesen bu seslerin ülkemize yakışıyor,mu?Bir diğer kesim olan ulusalcılar,da saygıyı dillendirerek adeta saygı kelimesini insan duymak istemiyor
BU ÜLKEDE EN ÇOK AŞINAN İKİ KAVRAM VAR BU ÜLKEDE.BİRİ DEMOKRASİ/DİĞERİ İSE SAYGI. ESAS iş ise ülkemizde yaşayan biz insanların omuzlarında hadi silkelenerek bu siyasetçilere saygının ve demokrasinin erdemini gösterelim.
