Hattı Müdafaa Yoktur, Sathı Müdafaa Vardır
Savaşları, emperyalistler çıkarır, savaşlarda yoksullar ölür. Eğer vereceğin savaş, paylaşım savaşıysa, uluslararası alanda çıkarları olanlarca desteklenir, bu paylaşım savaşında, paylaşılanlar tarafından da karşılığını bulur.
Dikkat edilirse; bizim verdiğimiz savaşın ismi KURTULUŞ SAVAŞIDIR! Bu isim çok önemlidir. Yine dikkat edilirse, bir başka ülkenin iç içlerine karışıp, adına o ülkeye ''demokrasi'' falan götürme savsatası da değil. Bir başka halkın kaderini tayin etme adına, yapılan bir savaşta değil. KURTULUŞ SAVAŞI!
Evet; adındanda anlaşılacağı gibi, bu ülkenin onurlu insanları; emperyalistlerin ülkemizi paylaştığı bir süreçte, KURTULUŞ SAVAŞI vermişlerdir.
1.Dünya savaşının sonunda imzalanan Mondros ateşkes antlaşması ve Sevr antlaşmasıyla ülkemiz, emperyalist güçlere teslim edildi.
19.Mayıs 1919 da Samsun'a çıkan Büyük Önder Atatürk, Kurtuluş Savaşını başlattığını Anadolu halkıyla paylaşmış, Amasya genelgesinin yayınlanmasıyla, Erzurum, Sivas Kongrelerini yapmıştır.27 Aralık 1919 da Ankara'ya gelip, TBMM' de ''Misak-ı Milli sınırlar içerisinde, vatanın bölünmez bir bütün olduğu'' ilkesi kabul edilmiştir.
Düzenli orduyla ilk başarı, doğuda ermeni çetelerine karşı elde edilmiştir. Batı cephesinde 1. ve 2. İnönü savaşları kazanılmıştır. Bozguna uğrayan Yunan ordusu tekrar saldırıya geçmiş, bu saldırı üzerine M.Kemal ; ''Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. Bu satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça, terk olunamaz'' emrini vermiştir.
Gazi Mustafa Kemal'in başkomutanlığını yaptığı ordu 26 Ağustos 1922 de düşmana saldırdı. Bir saat içinde bütün mevziler ele geçirildi.30 AĞUSTOS 1922 de ise düşman çembere alındı. Bu savaş M.Kemal'in başkomutanlığında yapıldığı için, Başkomutan Meydan Muhaberesi olarak anılır. Düşman İzmir'e kadar takip edilerek,9 Eylül 1922 de İzmir'in düşmandan temizlenmesiyle savaş son bulur.
Dikkat edilirse, ülkemiz paylaşım savaşının içerisinde değildir. Tam aksine, adından da anlaşılacağı gibi, Kurtuluş Savaşıdır. Bu anlamda halkımız bayramına sahip çıkmak zorundadır. Ülkemizi emperyalistlere peşkeş çeken, osmanlı padişahları, halkımızın bağımsızlığını, geleceğini kendi çıkarları uğruna satmıştır. Ülkenin namusu, emperyalistlere teslim edilmiştir. Buna karşılık çaresizlik içinde kalan halk, Kurtuluş Savaşına sahip çıkmış, M.Kemal ve arkadaşlarının yanında yer alarak, emperyalist işgalcileri geldikleri gibi geri göndermişlerdir.
Eğer bir ülkenin evlatları, kendi tarihine sahip çıkmazsa, doğal olarak, o ülkeye başkaları ''sahip'' çıkar. O başkaları da, önce seni yoksullaştırır, sana yollar yapar, arabasını satar, petrol fiyatlarını artırır, verdiğini geri alır. Bu başkaları, eğitim sistemiyle oynar... Bilimi, sanatı yok sayar. Ünüversiteleri sadece kendi amaçları için konuşturur. Bilimsel çalışmaya yer vermez. Basın tek elden dizayn edilir... Üretim araçlarının yerini tüketim alır. Tüketici bir toplum yaratılır. Bu başkaları, kendi kültürleriyle gelip, kültür erozyonu yaratırlar. TV’ lerde bol bol, magazin dizileri yayınlanır. Sen izler o dizideki kahramana benzemek istersin, farkında olmadan değişirsin. Bu başkaları, sporu, futbolla eş değer kılar,22 kişiyi koşturur, milyonları izletir. Bu başkaları hukuku kendine benzetir, kendi gibi düşünmeye zorlar. Bu başkaları, ülkene sıcak para gönderir, bankalar açar, krediye muhtaç eder, borçlandırır, odun, kömür, yoksulluk maaşıyla seni yarı aç yarı tok yaşamaya mahkum eder...
Dikkat edin; Atatürk 15 yılda 46 fabrika açmıştır. Bugün o fabrikalardan kaçını bana sayabilirsiniz? Sayamazsınız çünkü;hepsi satıldı!!!Peki yerine yenileri yapıldı mı ? Hayır Yapılmadı. Yapılmayacakta.
Siz siz olun, başkalarına teslim olmayın. Milli bayramlarınıza sahip çıkın. Eğer Milli Bayramlarınıza sahip çıkmazsanız, emperyalizm bizleri bir vampir gibi emmeye devam eder.
Savaşları, emperyalistler çıkarır, savaşlarda yoksullar ölür. Eğer vereceğin savaş, paylaşım savaşıysa, uluslararası alanda çıkarları olanlarca desteklenir, bu paylaşım savaşında, paylaşılanlar tarafından da karşılığını bulur.
Dikkat edilirse; bizim verdiğimiz savaşın ismi KURTULUŞ SAVAŞIDIR! Bu isim çok önemlidir. Yine dikkat edilirse, bir başka ülkenin iç içlerine karışıp, adına o ülkeye ''demokrasi'' falan götürme savsatası da değil. Bir başka halkın kaderini tayin etme adına, yapılan bir savaşta değil. KURTULUŞ SAVAŞI!
Evet; adındanda anlaşılacağı gibi, bu ülkenin onurlu insanları; emperyalistlerin ülkemizi paylaştığı bir süreçte, KURTULUŞ SAVAŞI vermişlerdir.
1.Dünya savaşının sonunda imzalanan Mondros ateşkes antlaşması ve Sevr antlaşmasıyla ülkemiz, emperyalist güçlere teslim edildi.
19.Mayıs 1919 da Samsun'a çıkan Büyük Önder Atatürk, Kurtuluş Savaşını başlattığını Anadolu halkıyla paylaşmış, Amasya genelgesinin yayınlanmasıyla, Erzurum, Sivas Kongrelerini yapmıştır.27 Aralık 1919 da Ankara'ya gelip, TBMM' de ''Misak-ı Milli sınırlar içerisinde, vatanın bölünmez bir bütün olduğu'' ilkesi kabul edilmiştir.
Düzenli orduyla ilk başarı, doğuda ermeni çetelerine karşı elde edilmiştir. Batı cephesinde 1. ve 2. İnönü savaşları kazanılmıştır. Bozguna uğrayan Yunan ordusu tekrar saldırıya geçmiş, bu saldırı üzerine M.Kemal ; ''Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. Bu satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça, terk olunamaz'' emrini vermiştir.
Gazi Mustafa Kemal'in başkomutanlığını yaptığı ordu 26 Ağustos 1922 de düşmana saldırdı. Bir saat içinde bütün mevziler ele geçirildi.30 AĞUSTOS 1922 de ise düşman çembere alındı. Bu savaş M.Kemal'in başkomutanlığında yapıldığı için, Başkomutan Meydan Muhaberesi olarak anılır. Düşman İzmir'e kadar takip edilerek,9 Eylül 1922 de İzmir'in düşmandan temizlenmesiyle savaş son bulur.
Dikkat edilirse, ülkemiz paylaşım savaşının içerisinde değildir. Tam aksine, adından da anlaşılacağı gibi, Kurtuluş Savaşıdır. Bu anlamda halkımız bayramına sahip çıkmak zorundadır. Ülkemizi emperyalistlere peşkeş çeken, osmanlı padişahları, halkımızın bağımsızlığını, geleceğini kendi çıkarları uğruna satmıştır. Ülkenin namusu, emperyalistlere teslim edilmiştir. Buna karşılık çaresizlik içinde kalan halk, Kurtuluş Savaşına sahip çıkmış, M.Kemal ve arkadaşlarının yanında yer alarak, emperyalist işgalcileri geldikleri gibi geri göndermişlerdir.
Eğer bir ülkenin evlatları, kendi tarihine sahip çıkmazsa, doğal olarak, o ülkeye başkaları ''sahip'' çıkar. O başkaları da, önce seni yoksullaştırır, sana yollar yapar, arabasını satar, petrol fiyatlarını artırır, verdiğini geri alır. Bu başkaları, eğitim sistemiyle oynar... Bilimi, sanatı yok sayar. Ünüversiteleri sadece kendi amaçları için konuşturur. Bilimsel çalışmaya yer vermez. Basın tek elden dizayn edilir... Üretim araçlarının yerini tüketim alır. Tüketici bir toplum yaratılır. Bu başkaları, kendi kültürleriyle gelip, kültür erozyonu yaratırlar. TV’ lerde bol bol, magazin dizileri yayınlanır. Sen izler o dizideki kahramana benzemek istersin, farkında olmadan değişirsin. Bu başkaları, sporu, futbolla eş değer kılar,22 kişiyi koşturur, milyonları izletir. Bu başkaları hukuku kendine benzetir, kendi gibi düşünmeye zorlar. Bu başkaları, ülkene sıcak para gönderir, bankalar açar, krediye muhtaç eder, borçlandırır, odun, kömür, yoksulluk maaşıyla seni yarı aç yarı tok yaşamaya mahkum eder...
Dikkat edin; Atatürk 15 yılda 46 fabrika açmıştır. Bugün o fabrikalardan kaçını bana sayabilirsiniz? Sayamazsınız çünkü;hepsi satıldı!!!Peki yerine yenileri yapıldı mı ? Hayır Yapılmadı. Yapılmayacakta.
Siz siz olun, başkalarına teslim olmayın. Milli bayramlarınıza sahip çıkın. Eğer Milli Bayramlarınıza sahip çıkmazsanız, emperyalizm bizleri bir vampir gibi emmeye devam eder.
