Yazacağımız yazılar var sular durulsun hele
-Ey darbeler ve darbeciler…
Ne melanet, ne musibetmişsiniz. Dengeleri allak bullak ederek, kafaları karıştırarak bir gece ansızın geldiniz. Gelin, “geleceğiniz varsa göreceğinizde var!” bu halk geçmişin verdiği acılarla ve 12 Eylül faşist darbesinin deneyimiyle bir anda halk birlik oldu
elele vererek faşizme geçit yokdedi.
Darbelerden kendine pay çıkaranlar ve kendini kahramanlaştırarak aklayıp paklayanlar, geçmişinde karanlıklar olanlar, yem verip yemlenenler…
-Sular bir durulsun hele…
-Elbette sözümüz var, bekleyin göreceksiniz.
Esenler darbenin geldiği, girişimin olduğu saatlerde sokaklara indi ve ağır bedeller ödeyerek birçok canını kaybetti. Esenler hep sokaktaydı, her gece nöbet tuttu ve ölenlerin arkasından ağıtlar yakarak karanlığa başkaldırdı.
Esenler ilklere imza atar, bu süreç dede böyle oldu, halkın emeği ile yaşayanlar emek sömürüsü yapanlar, yağmurlu havalarda “sümüklü böceklerin” ortaya çıktığı gibi ortaya çıkarak anlamsız kişiler, anlamsız pankartlar astırarak halkın dostu, cumhuriyetin savunucusu kesildiler.
Hâlbuki biz onları çok iyi tanıyor ve çiğerlerini iyi biliyoruz. Düzenci ve düzenbaz tarihin her dönemde olduğu gibi şimdide, güç kimdeyse onun yanında yer aldılar.
Her kuruşları haram olan yağcı, menfaatçi bu “sümüklü böcekler” ahmaklıklarını sergilediler. Yürüdükleri yollarda iz bıraktıklarının farkında değiller. Hâlbuki arkalarında bıraktıkları izler “nereye ve nasıl gittiklerini işaret ediyor” bunlar bazen nitelikli dolandırıcı, bazen düzgün kravatlı bey efendi oluverdiler.
Biz hep söyledik ve yazdık, ama siz inanmakta zorlandınız. Tüm kurumları baştan aşağı sarmaladılar bunlar yargı, askeriye, emniyet, eğitim ve sağlıkta yapılandılar. Aynı zamanda da ODACIDIRLAR, KÖŞECİDİRLER, POŞETÇİLER ve düzenin nimetlerinden yararlanan en büyük çıkarcı guruplardır bunlar. Halkı ve hakkı düşünmeyen müptezeller darbe girişimi sayesinde bir anda cumhuriyet sevdalısı oluverdiler.
Her neyse bunlara vereceğimiz cevaplar, yazacağımız yazılar var sular dursun hele, bekleyin göreceksiniz. Gelelim genele ve ülkemin genel durumuna.
Erdoğan belki de 14 yıla yaklaşan iktidarının hiçbir döneminde olmadığı kadar darbe girişiminin ardından muhalefet partilerine ve halka bu kadar nazik ve lütufkâr sözler söyledi. Şahsen inanmasam da inananlara saygı duydum. (Beştepe külliyesinde) Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’yi, AKP başkanı sıfatıyla oraya gidecek olan başbakan ile birlikte ağırladı. Geçmişe sünger çekildi, söylenen kırıcı sözler unutuldu. Erdoğan, sadece bu siyasi liderlere karşı olumlu bir yaklaşım içinde bulunmuyor. “Sünnisi Alevisi, Türkü Kürdü Lazı Çerkesi” deyip duruyor. Neredeyse bütün vatandaşlarını teker teker öpüyor, selam gönderiyor. Tam bir “milli mutabakat” havasında.
-Benden söylemesi…
-Bu kadar güzelliklerin sonunda bir fırtına esebilir diyorum, aman DİKKAT…
-Ben demiyorum muhalefet demişti, “Erdoğan kiminle dost olduysa sonu felakettir”
- Söylemesi bizden…
- Asker ve sivil darbelere karşı olduğumuzu bir kere daha haykırıyoruz
-Yaşasın “Laik, demokratik, tam bağımsız ve özgür Türkiye”
